Doğu
Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum
oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı
eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük
önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve
adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm
potansiyeli taşımaktadır.
Erzurum'un Tarihçesi
Doğu Anadolu'nun en
büyük kenti olan
Erzurum'un MÖ 4900 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir.
Erzurum'u da içine alan bölge tarih boyunca
Urartular, Kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Parftlar, Romalılar,
Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Bizanslılar, Sasaniler, Moğollar,
İlhanlılar ve Sfaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafından
idare edilmiştir. 1514 yılında şehir ve çevresini fetheden Osmanlılar,
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılına kadar bu topraklarda
hüküm sürmüşlerdir.
Milli mücadele, milli birlik ve
bağımsızlık hareketinin temelinin atıldığı Kongre 23 Temmuz 1919 da
Erzurum'da toplamıştır.
Erzurum İl Trafik No:
25
Yüzölçümü: 25.066 km²
Nüfus: 937.389 (2000)
Erzurum'a Ulaşım
- Karayolu: Otobüs
Terminali il merkezindedir.
Erzurum Otogar Tel: +90442 233 12 00
- Demiryolu: Tren
Garı il merkezindedir.
Erzurum Tren İstasyonu Tel: +90442 218 19 16
- Havayolu: İlin
Ankara bağlantılı yurtiçi ve yurtdışı seferlerinin yapıldığı Erzurum
havaalanı, şehre 10 km mesafededir.
Erzurum Hava Limanı Tel: +90442 327 28 35
Doğu
Anadolu Bölgesi’nde il merkezi olan Erzurum’un kuzeyinde Artvin-Rize,
batısında Gümüşhane-Erzincan, güneyinde Bingöl-Muş, doğusunda Ağrı
-Kars illeri bulunmaktadır. Erzurum, Fırat nehrinin başlangıcı olan
Karasu’nun yukarı havzasında kendi adı ile anılan Erzurum Ovası’nın
güneydoğusundaki Palandöken dizisinin Eğerli Dağı (2.974 m.) eteğinde
bulunmaktadır. Erzurum’un doğu ve batısında Pasinler ve Erzurum
Ovaları bulunmakta olup, kuzey ve güneyi dağlık bir görünümdedir.
Pasinler ve Erzurum ovaları tektonik olaylar sonucu, kırılmalardan
meydana gelmiş çöküntü alanlarıdır. İlin kuzeyinde doğudan batıya
doğru Çilligül, Yeniköydüzü, Ziyaret Tepesi, Kargapazarı, Gavur
Dağlarının uzantısı olan Dumlu Tepesi, Yeşerçöl ve Kop dağları;
güneyinde ise Akbaba, Sakaltutan, Nalbant, Şahveled, Alibaba, Dumanlı,
Turnagöl, Palandöken ve Karagöl Dağları bulunmaktadır. Türkiye’nin en
yüksek ili olan Erzurum’un toprakları sıradağlar ve yüksek yaylalarla
kaplıdır.
Erzurum akarsu bakımından da çok zengindir. Özellikle karların erimesi
ile birlikte akarsular, yataklarının derinliğinden ötürü taşkınlık
meydana getirmezler. İl topraklarında Çoruh, Aras ve Fırat Nehirleri
kaynaklarını Erzurum dağlarından alırlar. Erzurum Ovası’nın
kuzeydoğusundaki Dumlu Dağı’nın eteklerinden doğan Karasu, Gürcü
Boğazını geçtikten sonra, Kargapazarı Dağından gelen küçük bir akarsu
ile birleşerek Erzurum Ovasına girer. Bundan sonra Ovacık Yaylasından
gelen Serçeme Deresi ile birleşerek 60 km. uzunluğundaki Aşkale
Boğazına girer. Daha sonra da Tuzla Suyu ile birleşir. Mescit Dağının
batı yamaçlarından doğan ve derin olmayan bir vadide Çoruh Nehri
akmaktadır. Gümüşhane il topraklarından geçen bu nehir, Bayburt’tan
sonra Erzurum’dan da geçerek Artvin’e ulaşır. İki ana koldan oluşan
Oltu Çayının bir kolu Kargapazarı Dağlarından doğarak Oltu ilçesinden
geçer ve Sarıkamış’ın batısındaki Allahuekber Dağlarından çıkan ikinci
bir kolla birleşir. Erzurum Oltu ilçesini sulayan bu akarsu daha sonra
Çoruh Irmağı ile birleşir. Bölgedeki diğer akarsulardan Tortum Çayı
Mescit Dağlarından çıkarak ilçenin bulunduğu havzanın bütün sularını
toplayarak Tortum Gölüne dökülür. Bingöl Dağları’nın Erzurum il
sınırları içerisinde kuzey yamaçlarından doğan Aras Irmağı ise Tekman
yaylasının bütün sularını toplar, kuzey yöne akarak Pasinler Ovasından
gelen suları da içerisine alır ve il sınırları dışına çıkar. Bingöl
Dağlarının doğu yamaçlarından çıkan Hınıs Çayı da Hınıs Ovasından
geçerek il sınırları dışında Murat Irmağı ile birleşir.
Erzurum’un en önemli gölü Tortum Gölü olup, Tortum Çayının yakınındaki
Kemerlidağ’dan toprak kayması sonucu oluşmuştur. Buradaki çağlayan
hidroelektrik enerji üretimi için değerlendirilmiş ve turizm yönünden
de önem kazanmıştır.
İl toprakları eğimli bir yüzeye sahip olup, denizden 1850-1980 m.
yüksekliktedir. Yüzölçümü 25.066 km2., toplam nüfusu ise 242.391’dir.
Erzurum’da şiddetli ve uzun bir kış mevsimi hüküm sürmektedir. Bölge
genellikle Sibirya antisiklonu ve Basra siklonu etkisi altındadır. Kış
aylarında Sibirya antisiklonunun etkisinde bulunmaktadır. ilkbaharda,
Sibirya antisiklonunun etkisi yavaş yavaş azalmaya başlar, kararsız
bir rüzgar ve sıcaklık hüküm sürer. Erzurum’da en erkan 20 Ekim’de kar
yağmaya başlar ve 15 Mayıs’a kadar devam eder.
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, madencilik, sanayii ve ormancılığa
dayalıdır. Türkiye’nin önemli ticaret yolları üzerinde bulunuşu,
özellikle hayvan alım satımı ile doğunun önemli bir merkezi
konumundadır. Erzurum, Anadolu-Kafkasya-İran demiryolu bağlantısında
olup, Ortaçağdan beri, İran-Hint ve Orta Asya ticaretinin Akdeniz
ülkelerine giden önemli bir konaklama ve ticaret merkezidir.
Tiflis-Kars üzerinden gelen Kafkas yolu ve Tebriz-Doğubeyazıt’tan
geçen Kuzey İran yolu; diğer taraftan Sivas üzerinden
Diyarbakır-Irak-Suriye-Basra körfezine ve Akdeniz kıyılarına giden
yollar ile, yine Sivas üzerinden Ankara-İstanbul, Ankara-İzmir’e giden
yollar burada birleşir. Kuzey Anadolu dağlarını Kop ve Zigana
geçitleri üzerinden aşarak Trabzon’da Karadeniz’e ulaşan transit yolu
da Erzurum’dan geçmektedir. Bu tarihi yolların yanı sıra Erzurum İspir
üzerinden Rize’ye, Bingöl üzerinden de Diyarbakır iline bağlanmıştır.
İlde yetiştirilen tarımsal ürünler, buğday, arpa, şeker pancarı,
patates, sebze ve meyvedir. Sebzecilik ve meyvecilik ilin Karadeniz
Bölgesi’ne yakın Çoruh Vadisi ile ona açılan küçük vadilerde
yoğunlaşmıştır. Oltu, Tortum, İspir ve Olur’da kış sebzeleri ile elma,
armut, dut ve kızılcık yetiştirilir. XIX.yüzyıldan itibaren hayvan ve
hayvansal ürünlerin satışını yapan Erzurum aynı zamanda başta İstanbul
olmak üzere büyük kentlerin bu yöndeki gereksinimini karşılamaktadır.
Özellikle sığır, mor karaman ırkı koyun ile keçi
yetiştirilir.Cumhuriyet sonrasında kurulan Ilıca Atçılık Aygır
Deposunun at yetiştirilmesine büyük katkısı olmuştur. Tavukçuluk ve
arıcılık da yaygındır. Et, yağ, peynir ve yoğurt, yapağı ve deri
üretimi de önem taşımaktadır.
Erzurum 1968’de kalkınmada öncelikli yöreler arasına alınmıştır.
Bununla birlikte özel imalat sanayii gelişmemiştir. Büyük kuruluşlar
kamuya ait olup, başlıca imalat dalları gıda, dokuma, metal eşya ve
makinadır. İlde süt , şeker, ispirto, yem, briket, bitkisel yağ,
linyit fabrikaları ve bütan gazı dolum tesisleri bulunmaktadır. Oltu
taşı işlemeciliği, ev dokumacılığı gibi el sanatları da yaygındır.
Erzurum maden yönünden oldukça
zenginse de bunların çoğu işletilememektedir. Şenkaya yakınlarında
bakırlı prit, Aşkale yakınlarında alçıtaşı, Pasinler yakınlarında
perlit, Merkez’de tuğla ve kiremit hammaddesi, Aşkale, Çat, Tortum,
Tekman, Hınıs, Narman ve Şenkaya’da tuz, İspir, Aşkale, Şenkaya, Oltu
ve Pasinlerde linyit yatakları bulunmaktadır. İlin pek çok yerinde de
kaplıcalar ve maden suyu kaynakları vardır.
Erzurum yöresindeki Hasankale’de 1942
yılında başlatılan yüzey araştırmalarında Paleolotik Çağın obsidyen ve
bazalttan yapılmış aletleri bulunmuştur. Bunun ardından Ilıca’nın
yakınlarındaki Karas Höyüğünde Kalkolitik ve İlkçağın çanak çömlekleri
ile karşılaşılmıştır. Erzurum’un 20 km. güneybatısındaki Pulur
Höyüğünde yapılan kazılarda da MÖ.4000’e inen bir yerleşim ortaya
çıkarılmıştır. Ayrıca Erzurum’un 15 km. kuzeydoğusundaki Güzelova
Köyündeki kazılar sonucunda MÖ.3000’lerde hayvancılıkla uğraşan
insanların yaşadığı anlaşılmıştır. Bütün bunlar Erzurum yöresinde ilk
yerleşimin tarih öncesi çağlara indiğini göstermektedir. Bugünkü
Erzurum’un bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde
Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak olarak isimlendirilen bir
kentin bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı dönemlerde Erzurum Ovası’nın
batı bölümünde Erzen, Erzeron isimli bir kentin var olduğunu tarihi
kaynaklar ortaya koymuştur.
Erzurum’da Hitit döneminden kalma tabletlerle karşılaşılmıştır.
Boğazköy tabletlerinde yörenin bir çok savaşa sahne olduğu
belirtilmiştir. MÖ.IX.yüzyılda Urartular, sonra Persler buraya egemen
olmuşlar, MÖ.331’de de Makedonyalıların eline geçmiştir. Erzurum
yöresi MÖ.II.yüzyılda Romalılar ile Partların MÖ.III. yüzyılda
Sasaniler ile Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olmuştur.
Bizans İmparatoru II. Teodosious (M.S. 408-450) döneminde Erzurum
Ovası’nı doğudan gelen Pers saldırılarından korumak amacıyla, bugünkü
Erzurum’un olduğu yerdeki Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir
kale inşa edilmiştir. Bundan sonra buraya imparatorun adına izafeten “
Teodosiopolis” ismi verilmiştir. Bizans kaynaklarında Teodosipolis
olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Arap
tarihçilerden Belazuri’ye (ö. 892)göre, şehir bu ismi kurucusundan
almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan
Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir.
M.S.1048 ‘de Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinaloğlu
İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen’i (Arze) ele
geçirmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından
sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki
Kalikala’ya sığınmışlar ve şehre de Erzen ismini vermişlerdir.
Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen şehrine ise Türkler , Kara
Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve
sonunda Karaz’a dönüşmüştür. Bundan ötürü de Erzurum’la ilgili çeşitli
tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum,
Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu
Sultanı Alparslan tarafından Ebl-ul Kasım’a verilmiştir. Eb-ul Kasım,
Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’nun
fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen bir
Selçuklu komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb-ul
Kasım’ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’in adı ile anılacak olan
beyliğin kurucusu olan Eb-ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine
girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur.
Gazan Mahmut Han zamanında (1304 –1317) İlhanlıların hakimiyetine
girmiştir. Gazan Han’dan sonra yerine geçen Olcaytu Han zamanında,
Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir. Ebu Said Bahadır Han
zamanında ise Erzurum’un yönetimi Sultanın veziri Emir Çoban’ın oğlu
Timurtaş’a verilmiştir. Emir Çobanla İlhanlı Sultanı ile arası
açılınca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine
gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’a kaçmış, Erzurum’un
yönetimi de Eretna Bey’e verilmiştir. Eretna Beyleri tarafından 50 yıl
yönetilen Erzurum 1385’Karakoyunluların hakimiyetine geçmiştir. Timur
Karakoyunlu egemenliğine 1387’de son vermiş, Erzurum’a vali olarak
torunu Gıyaseddin Sagar’ı göndermiştir. Timur’ un ölümünden sonra
(1404), Erzurum, Karakoyunlular ve Akkoyunlularla, Timur’ un oğlu
Şahruh arasındaki çarpışmalara sahne olmuş, bu dönemde şehir tahrip
edilmiştir. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Gürcistan seferi sırasında
Erzurum’dan geçmiş, 1468’de de kente hakim olmuştur. Yöre kısa bir
süre Safavilerin hakimiyeti altında kalmış Yavuz Sultan Selim’in Mısır
Seferi dönüşünde 1517’de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kanuni
Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi ve şehir yeni baştan imar
edilmiştir. Kanuni’nin 1534 ve 1548 yıllarında İran üzerine
düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusunun önemli bir
askeri üssü olmuştur.
Kanuni’nin İran seferi dönüşünde (1535) Dulkadirli Mehmet Han’ı
Erzurum Beylerbeyliğine tayin etmiş, Erzurum şehri de Erzurum
Beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumuna getirilmiştir.
Ali Cevad Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı isimli
eserinde, XIX.yüzyıl Erzurum’undan “Doğu Anadolu’nun en önemli
şehirlerinden biri ve vilayet merkezi” diye söz etmiştir. Erzurum
Ruslar tarafından Temmuz 1829’da işgal edilmiş, Edirne Antlaşması (14
Eylül 1829) uyarınca da işgal kaldırılmıştır. Ruslar 1877-1878 Osmanlı
Rus Savaşı sırasında yine Erzurum önlerine kadar gelmişlerdir. Şehir
güçlü bir direnişten sonra Rusların eline geçmiştir. Bu savaşta
direnişçiler arasında bulunan Nene Hatun savunmanın simgesi olmuştur.
Berlin Antlaşması ile (13 temmuz 1878) bu işgal sona ermiştir. Ruslar
Şubat 1916’da yeniden Erzurum’a girmiş, ancak Sovyet İhtilali
sonrasında Aralık 1917’de kentten çekilmişlerdir. Brest-Litovesk’da
yapılan antlaşmayla (3 Mart 1918) Erzurum yeniden Osmanlı topraklarına
katılmıştır.
I.Dünya Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal Paşa, 9.Ordu Müfettişliğine
tayin edilerek 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geldi ve 4 Temmuz’da da
Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni ziyaret etti.
Erzurum Kongresi 23 Temmuz 1919’da çevre illerinden gelen 56 delegenin
katılımı ile yapıldı. Mustafa Kemal Paşa ile Hüseyin Rauf Bey istifa
eden iki delegenin yerine seçilerek kongreye katıldı. Kurtuluş
Savaşı’nın ilk aşamasını oluşturan ve 7 Ağustos’a kadar çalışmalarını
sürdüren Erzurum Kongresi’nde önemli kararlar alındı:
1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez;
2- İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde
millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır;
3- Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin gücü
yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır.
4- Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir;
5- Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir;
6- Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır;
7- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak
ayrıcalıklar verilemez;
8- Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını
ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için
çalışılacaktır.
Kongre çalışmaları sonunda Heyet-i Temsiliye ismi altında bir yürütme
organı seçildi. Bu heyette Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf Bey, İzzet
Bey, Raif Efendi, Servet Bey, Şeyh Fevzi Efendi, Bekir Sami Bey,
Sadullah Efendi ve Hacı Musa Bey bulunuyordu.
Erzurum’da günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; V.yüzyılda
Bizans İmparatoru II.Theodosios zamanında yapılan kalenin kalıntıları,
Erzurum Kalesi, Oltu Kalesi, Avnik Kalesi, Hasan Kale, XII.yüzyılda
yapılan İzzeddin Saltuk’un Kale Mescidi, Saltuklu yapısı olan Tepsi
Minare (Saat Kulesi), Erzurum Ulu Camisi, Lala Mustafa Paşa’nın Lala
Mustafa Paşa Camisi, Kuyucu Murat Paşa Camisi, Gürcü Kapısı Camisi
(Ali Ağa), Boyahane Camisi, Caferiye Camisi, Kurşunlu Cami (Feyziye),
Pervizoğlu Camisi, Derviş Ağa Camisi, Gümrük Camisi, Bakırcı Camisi,
Ali Paşa Camisi, Narmanlı Camisi, İbrahim Paşa Camisi, Abdurrahman
Gazi Camisi, Ayas Paşa Camisi, Şeyhler Camisi, Cennetzade Camisi, Esat
Efendi Camisi, Kasımpaşa Camisi, Ane Hatun Türbesi, Ebu İshak’ı
Kâzuruni Türbesi, Abdurrahman Gazi Türbesi, Alaeddin Ali Türbesi, Emir
Şeyh Türbesi, Habip Baba Türbesi, Mahmut Paşa Türbesi, Hatuniye
Medresesi (Çifte Minareli Medrese), Yakutiye Medresesi, Ahmediye
Medresesi, Kurşunlu Medrese, Pervizoğlu Medresesi, Şeyhler Medresesi,
Emir Saltuk Kümbeti, Karanlık Kümbet, Gümüşlü Kümbet, Cimcime Sultan
Kümbeti, Rabia Hatun Kümbeti, Üç Kümbetler, Rüstem Paşa Kervansarayı,
Çoban Köprüsü, Aziziye Anıtı, 1293 Savaş Anıtı bulunmaktadır. Ayrıca
1965 yılında heykeltıraş Hakkı Atamulu’nun yaptığı Atatürk Anıtı
vardır. Erzurum'da Türk sivil mimarisi özelliklerini gösteren evler
bulunmaktadır.
|